T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HAKKARİ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

İslam Dönemi

        İSLAM DÖNEMİNDE HAKKÂRİ

     İslam’ın Hakkâri Bölgesine Gelişi

İslam’ın ortaya çıkışından kısa bir süre önce 627’de bölge Sasanilerin elinden çıkıp Bizans yönetimine geçen Hakkâri’nin fethi Vakıdi tarafından ayrıntılı bir şekilde aktarılmıştır. İlk olarak İslam orduları Ra’sulayn (Serekani) ve Karkisya bölgelerini muhasara ettiğinde buraların hükümdarları olan Şehriyaz ve Ermanus’un yardım istediği kişiler arasında Hakkâri emiri Hür b. Salih’in ismini anar. İyaz b. Ganem, Cizre’ye yöneldiğinde buranın hâkimi Hür b. Salih el Hakkâri, İslam’ın çağrısına olumlu cevap vererek Müslüman oldu. Bu emir halkı ile Müslümanlar arasında sulh antlaşması düzenleyerek İslam’ı öğretecek muallimler istedi. Bu dönemde Cizre’den ülkesini yöneten emirin elinde pek çok kale vardı. Böylece Hakkâri bölgesinin tamamı 639 ve 640 yıllarında Müslümanların denetimine geçti. Musul’un doğusundan Salmas ve Urmiye’ye kadar olan güney ve kuzeydoğu bölgeleri ise Utbe b. Furked es Sülemi tarafından 641’de fethedildi.

     Emeviler ve Abbasiler Döneminde Hakkâri

Emeviler döneminde (681- 750) Hakkâri bölgesinin bağlı olduğu Musul, Emevi ailesinin önemli simalarından Said b. Abdulmelik ve Muhammed b. Mervan b. Hakem gibi valiler tarafından yönetildi. Bu sonuncusu son Emevi hükümdarı II. Mervan’ın babasıdır. Abbasiler (750-1258) döneminde de Musul güçlü valiler tarafından yönetildi. VIII. yy’dan itibaren bölgede huzursuzluklar baş göstermeye başladı. Cafer b. Fehercis Dasıni (838), Davud b. Rehzad el-Kurdi (890), Muhammed b. Bilal el- Hezbani (906) gibi Musul’un kuzeyindeki aşiretler birçok isyan gerçekleştirdiler. Abbasilerde merkezi yönetimin zayıflamasıyla Musul’a hâkim olan Hamdaniler (929-991) Hakkâri emirleri ile akrabalık bağları kurarak bölge üzerinde etkinlik kurmaya çalıştılar. Erdemışt, Za’feran, Kawaş ve Şabaniye kalelerini ele geçirdiler. Fakat Aşeb, Hıror, Cedidiye, Gırsora gibi kaleler Hakkârili emirlerin elinde kaldı. Buveyhiler (932-1062) Abbasilerin merkezi Bağdat’ı aldıktan sonra 945 ve 948 yıllarında Musul’u yöneten Hamdaniler üzerine iki sefer düzenlediler. Hakkâri emirleri bu savaşlarda Hamdanilere yardım etti. 979 yılında Hakkâri kaleleri üzerine yürüdüler. Hakkârililer kışın yaklaşmasından dolayı kalelerinde savunmaya geçtiler. Fakat günler geçtikçe kar yağmadı ve muhasara da uzadıkça uzadı. Bunun üzerine Büveyhi emiri Alauddevle’nin eman vermesi sonucu teslim oldular. Teslim olmalarından bir gün sonra kar yağdı. Büveyhiler sözlerinde durmayarak Hakkâri emirlerinin hepsini Musul ve Me’lesa arasında darağacına astı. Hakkâri bölgesinde büyük tahribatlar yapıldı. 984 yılında Hakkâri Kürtleri Musul’a saldırarak yağma faaliyetinde bulundular. Büveyhilerin Musul üzerindeki etkisi 990’a kadar devam etti. Bu tarihten 1095 yılına kadar Musul Ukaylilerin elinde kaldı.

      Büyük Selçuklular Döneminde Hakkâri

Orta Asya’da kurulan Selçuklu Devleti- nin bölgeye tam olarak yerleşmesinden önce Oğuz boyları Horasan ve İran üzerinden bölgeye akmaya başladılar. Yağma ve talan faali- yetlerinde bulunan Oğuz boyları gittikleri her bölgedeki Müslüman halklar için çok ciddi sorunlar çıkardılar. Revadi hükümdarı Vehsudan, Oğuzların ileri gelenlerinden bir bölümünü öldürünce Urmiye’deki Oğuzlar buradan kaçarak 1040’ta Hakkâri bölgesi üzerine saldırdılar. Hakkâri bölgesine giren Oğuzlar, Hakkârililer ile yapılan savaşta onları yenerek obalarını ve mallarını ele geçirip kadın ve çocuklarını esir aldılar. Ancak daha sonra bölgenin içerisine doğru ilerleyince bölge halkı onlara saldırarak mağlup ettiler. Aralarında önemli Oğuz liderlerinin de olduğu yüz kadar kişiyi de esir aldılar. Bunun üzerine kalanlar dağılarak etrafa kaçtılar. Oğuzlar 1042’de Zozan üzerinden Cizre’ye geçerek Musul’u işgal ettiler. Bunun üzerine Ukayliler, bölgedeki aşiretlerin yardımıyla Oğuzları yenerek dağıttılar.

Büyük Selçuklular 1056’da Musul’u yö- netimleri altına aldı. 1095 yılından 1127 yılına kadar içinde Hakkâri’nin de bulunduğu Musul ve Cezire bölgesi Selçuklu valileri tarafından yönetildi. Özellikle bu valilerden Küyuş Bey döneminde 1115 yılında Hakkâri ve Zozan bölgesindeki kaleler ele geçirildi. Çok sert bir politika izleyen valinin korkusundan Kürtler daha içerideki sarp bölgelere sığındılar. Aslında Büveyhilerin yıktığı kaleleri yenileyip başka kaleler de inşa eden Hakkâri emirleri Musul valilerini korkutmaya başlamışlardı. Fakat bu saldırılar ile etkinlikleri azaldı.

     Zengi Atabeyleri ve Hakkâri

Musul’da Selçuklu komutanlarından İmadeddin Zengi tarafından kurulan Zengi Atabeyleri (1127-1222) döneminde Musul’un kuzeyindeki Hakkâri bölgesinde birçok kaleye sahip üç önemli yönetim vardı. Bunlar; Akre ve Şuş bölgelerinde Hamidi, Aşeb ve Culemerg bölgelerinde Hakkâri ve şimdiki Zaho ve Beytüşebab bölgelerinde Mihrani beyleri idi. 1133’te Abbasi halifesinin Zengilere ait Musul’u kuşatmasında bu emirlikler halife ordusuna yardım ettiler. İmadeddin Zengi bölgede hâkimiyetini pekiştirip Haçlılara karşı siyasî ve askerî mücadele başlatmak istiyordu. Bunun için bölgedeki Arap, Kürt ve Türkmenlere ait emirlikleri yönetimi altına almak istedi. Bu amaca uygun olarak 1133 yılında Akre ve Şuş bölgelerini Hamidilerden aldı. Bunun üzerine Zengi’nin zararından emin olmak isteyen Hakkâri emiri Ebu’l- Hayca Abdullah b. Halil b. Merzuban Meştub el- Hakkari, 1133 yılında Aşeb kalesinden (Duhok ile İmadiye arasında bulunan Sersıng’e 6 km. uzaklıktaki Aşewa’da bulunmaktadır) çıkarak Musul’da Zengi’yi ziyaret etti. Ebu’l- Hayca, küçük oğlu Ali’yi kendi yerine Aşeb Kalesinde, bü- yük oğlu Ahmed’i ise Nişe kalesinde bırakmıştı. Hakkâri emiri aynı yıl içinde Musul’da ölünce Nişe kalesinde (Hakkâri’nin Işıklı köyü) olan büyük oğlu Ahmed, babasının yerine geçmek için Aşeb kalesine hareket etti. İki kardeş arasındaki ihtilafı fırsat bilen Zengi, Aşeb kalesini ele ge- çirdi. Ali ve abisi Ahmed’in akıbetleri hakkında fazla bilgiye sahip değiliz. Fakat Ahmed’in oğlu Ali, Selahaddin’i Eyyubi’nin meşhur kumandanlarından Seyfeddin Ali b. Ahmed el- Meştub el- Hakkâri’dir. 1133-1142 yılları arasında Hakkâri kaleleri üzerine düzenlenen seferlerde Gırsora,  Gocice, Nişe ve Celbab kaleleri alındı. 1242’de Aşeb kalesi yıkılarak şimdiki İmadiye kalesini kuruldu ve oraya idareciler atandı. Zengi aynı zamanda Mihranilere ait kaleleri de zabtetti. Seyfeddin Gazi de babasının siyasetini takip ederek 1146’da büyük bir ordu ile Hakkâri’nin daha iç bölgelerinde kalan Hırur, Gırsora, Melesi, Maberma, Bakza ve Nisbas kalelerini ele geçirdi.

     Selahaddin’i Eyyubi ve Hakkâri

Haçlı seferleri (1096-1187) neticesinde haçlılar Filistin, Suriye ve Anadolu’nun önemli bir kısmında etkinlik kurmuşlardı. Büyük Selçuklular (1130-1162) ve Zengiler (1127-1222) döneminde Hakkâri’de iki önemli şahsiyet sivrilmişti. Bunlardan Şeyhu’l-İslam Ali b. Ahmed b. Yusuf el- Hakkâri (ö. 486/1094), Derış köyünde kurduğu zaviye ile ve Şeyh Adi b. Müsafir el-Hakkâri (ö. 557/1162) ise Laleş’te kurduğu Adevi tarikatı tekkesi ile bölgede ciddi bir ilmi ve kültürel canlanma gerçekleştirmişlerdi. Bu iki mektepten yetişen birçok âlim, komutan ve emir bölgede önemli roller üstlendiler. Özellikle Selahaddin-i Eyyubi’nin haçlılara karşı yaptığı savaşlarda Selahaddin’in etrafında Hakkâri- li birçok savaşçı toplandı. Selahaddin’i Eyyubi, önce Fatımilere daha sonra haçlılara karşı mücadeleye girişti. Eyyubi Devletini kuran Selahaddin’in başkomutanı Hakkâri emirlerinden Seyfuddin Ali b. Ahmed el-Meştub el-Hakkâri idi. Bu emir Akka kalesini Fransız, İngiliz ve Alman ordularından müteşekkil haçlı ordusuna karşı cesaretle savunmuştur. Yine Selahaddin’in baş danışmanı Ziyauddin İsa b. Muhammed el-Hakkâri olup, Mısır’ın fethine katılmış ve Şirkuh’tan sonra Selahaddin’in sultan olmasın- da büyük rol oynamıştır. Büyük bir cesarete ve askeri dehaya sahipti. Hakkârililer, Selahaddin ile beraber Şam ve Mısır bölgelerine yayılarak büyük bir nüfuz elde ettiler. Şam, Halep, Humus, Rakka, Kudüs ve Kahire gibi birçok yerde Memluklerin son dönemine kadar önemli sayıda Hakkârili emir, vali, naib, komutan, kadı ve âlim yaşamıştır.

      Moğol İstilası ve Hakkâri

Ortaçağ’da İslam dünyasını olumsuz etkileyen en önemli olaylardan birisi Moğol istilası olmuştur. Mısır dışında İslam âleminin tamamını yönetimleri altına alan Moğol deryası içerisinde küçük bir ada gibi duran Hakkâri bölgesi birçok kez Moğol istilasına uğradı. İlk olarak Moğollara karşı Anadolu Selçuklu sultanı II. İzzeddin Keykavus’un yardımına giden Hakkâri emirlerinden Şerafeddin Ahmed b. Balas ve Şerafeddin Muhammed b. Şeyh Hasan 1257’de Moğollar tarafından öldürüldüler. Moğol sultanı Hülagu, 1258’de Bağdat’ı ele geçirerek Abbasi Devleti’ne son verdi. Bu esnada Moğol askerleri Şerafeddin Celali adında bir emir ile birlikte Culemerg bölgesine saldırdı. Hülagu, Bağdat’ı aldıktan sonra Hakkâri’nin doğusundaki Merağa’yı başkent edindi. 1259’da Şam diyarını almak için ordusu ile beraber Merağa’dan hareket ederek Van- Aladağ üzerinden Hakkâri dağlarına girdi. Orada buldukları herkesi öldürerek Cizre’ye vardılar. Bütün bunlardan anlaşıldığı gibi Hakkâri emirleri Moğollar tarafından çepeçevre sarılmalarına rağmen onlara boyun eğmemişlerdi. Moğollar 1260’da Mısır Memluk Sultanı Baybars ile yaptıkları Ayn Calut savaşında yenildikten sonra durdurulabildiler. Bu yenilgiden sonra Moğollara tabi olmak istemeyen emirler Mısır’a giderek Sultan Baybars’ın yanına koştular. Bu emirlerden birisi de 1262 yılında Mısır’a giden Hakkâri emiri Mir Seyfeddin Mengelan b. Ali el- Hakkâri idi. Bu emir oğulları Esededdin Musa, Taceddin Ali ve yeğeni Fahreddin Ali’den ( Berazgır kalesi emiri) oluşan 300 atlı ile birlikte Sultan Baybars’a katıldılar. Hakkâri beyleri Moğollara boyun eğmedikleri için Memlukler tarafından oldukça iyi karşılandılar. Sultan Baybars, ona Mısır’da kalmak ya da Erbil’in ikta olarak kendisine verilmesi şeklinde iki seçenek sundu. O, Erbil’in kendisine ikta edilmesi teklifini kabul etti. Bunun üzerine Baybars ona hilat giydirip sancak vererek Erbil’e gönderdi. Seyfeddin Mengelan Erbil’e gitti. Ordusuyla şehre saldırdı ve şehirde bulunan Moğol askerlerini katlederek kadın ve çocuklarını esir aldı. Daha sonra 1262’de Erbil yakınlarında Moğollarla yapılan bir savaşta hayatını kaybetti.