T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HAKKARİ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Hakkari İlinde Nüfus

       HAKKÂRİ İLİNDE NÜFUS

Hakkâri’nin nüfussal gelişimini ve kırşehir nüfusu dağılımını, her ne kadar 1927-2014 yılı sayım sonuçlarına göre değerlendiriyor olsak da, esas olarak geçmişle de ilişkilendirmek gereklidir. Çünkü özellikle geçmişte yörede yaşayan Hıristiyan grupların ve onlara ait bina ve işyerlerinin mevcudiyeti yörenin şehirli bir havası olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak Birinci Dünya savaşının tüm Türkiye’de olduğu gibi Hakkâri yöresinde yapmış olduğu tahribat, Hakkâri şehrini Cumhuriyet’in ilanından sonra 1935 yılına kadar küçük bir şehir merkezi olmaktan öteye götürememiştir. 1936 yılında idari sınırları büyütülen Hakkâri‘nin yeniden vilayet merkezi, yapılması ile Hakkâri şehri de tekrardan büyüme trendine girmiş olsa da Hakkâri’nin ilk yılları özellikle büyüme noktasında sancılı olmuştur.

Foto 5: Hakkari'de Çocuklar

Bu bağlamda 1936’da il yapılan Hakkâri güneyde geniş bir alan boyunca Irak, doğuda İran sınırına uzanan ve bu ülke topraklarından doğal sınırlarla ayrılmış bir sınır ili olmuştur. Sonuçta Hakkâri arkasını bu sınırlara dönmüş yüzünü ülkenin kalabalık ve türlü yönlerden gelişme imkânı bulmuş bölgelerine çevirmiş, fakat bu bölgelerden yüzlerce kilometre uzakta gelişme ve bayındırlaşma imkânı bulmayacak şekilde, ülkenin en güneydoğu ucunda sarp dağlar arasında kurulan küçük bir vilayet merkezi olarak kalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra sınırlarının belli olmasıyla da daha önce yörede çevre bölgelere yapılan aşiret göçleri durmuş, nüfus, iyice azalmıştır.

Tablo 11 incelendiğinde görüleceği üzere 1927 yılında merkez ilçe ile birlikte, Yüksekova, Beytüşşebap ve Şemdinli ilçelerinin toplam şehirli nüfusu 1884 olurken, köy nüfusu 2313 ’dir. Merkez ilçe dâhil bütün ilçelerin merkezlerinde- ki nüfusların toplamının bir şehir merkezi dahi oluşturmaktan uzak olduğu ya da diğer bir ifa- deyle birer köy görünümünde oldukları görül- mektedir. Sonraki yıllarda, Hakkâri’ye yeni ilçe- ler (Çukurca, Uludere) katılmasına rağmen 1960 yılına kadar bu 6 ilçenin toplam şehir nüfusları ancak 10 bine ulaşmıştır. Bu dönemde, kırsal nüfus toplam nüfusun %85,3’ünü oluşturuyordu. Bundan dolayı 1927-1960 yılları arasında Hakkâri‘de herhangi bir şehirleşme hareketinden söz edilmez. Uludere’nin ilçe yapılarak Hakkâri’ye bağlanmasından sonra Hakkâri de şehirsel nüfus artmaya başlamış 1960-1965 yılları arasında şehirsel nüfus artış hızı % 70,1 gibi yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Özellikle Merkez ilçe ve Yüksekova’nın şehirsel nüfus oranları giderek artmış 1970’te şehirleşme hızı % 77,3’e yükselmiştir. 1975’e kadar Hakkâri’de şehir tanımına giren 10 binin üzerinde nüfusa sahip ilçe sayısı sadece ikidir. 1980 yılına gelindiğinde ildeki şehirli nüfusun oranı % 28,4 tür. Zira bu dönemde Hakkâri’de Yüksekova ve Merkez ilçe  dışındaki dört ilçenin de şehirsel nüfusları 5.000’nin altındadır. Yine aynı yılda hiçbir ilçenin şehir nüfusu kır nüfusundan fazla olmadığı gibi, bu tarihte en büyük şehirsel nüfusu barındıran Merkez İlçede bile şehir nüfusu %47’lik bir oranı ifade etmektedir. Hakkâri 1990’lı yıllara kadar kırsal nüfusun ağırlıklı olduğu bir görüntü sergilerken, 1990’dan sonra nüfus dengeleri değişmeye başlamış ve kırsal nüfusun tedricen azalma eğilimine girdiği ve şehirli nüfusun ise artma eğiliminde olduğu bir döneme girilmiştir. Zira 1990’da şehirli nüfus toplam nüfusun %41,2’sini oluştururken bu oran bir sonraki (2010) sayım döneminde %54,2'ye ve 2014'te %54,6’ya yükselmiştir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere Hakkâri’de her dönem doğurganlık oranı ve doğum hızları yüksek olmuştur. Şüphesiz bu durum kırsalda şehre oranla daha yüksektir. Bu bağlamda 1990 yılına kadar Hakkâri’de kır- sal nüfusun şehir nüfusundan fazla olmasında doğurganlık oranının ve doğum hızlarının yüksek olmasının etkili olduğunu ifade etmek yanlış olmasa gerek. 1990’a kadar şehir nü- fusu sürekli artan, kır nüfusu sürekli azalan Hakkâri ilinde 1985-1990 yılları arasında kır nüfusunda yaklaşık 26.000 kişilik bir azalma meydana gelmiştir. 1985 yılında köy nüfu-

sunun toplam nüfus içindeki oranı % 66.46 iken 1990 yılında % 58,8’e düşmüştür. 1990 yılından sonra Hakkâri’deki kırsal nüfus hızla azaldığından şehir nüfusunun oranı giderek artmıştır. 2000 yılında şehir nüfusu 1990 yılına göre yaklaşık 60 bin civarında bir artış göstermiş, buna paralel olarak kırsal nüfusun toplam nüfus içindeki oranında da önemli bir düşüş meydana gelmiştir. Şüphesiz bu durumun nedenlerinden biri de 1990 yılındaki idari bölünmedeki değişikliğin sonucu olarak Hakkâri’ye bağlı iki ilçenin (Beytüşşebap ve Uludere) Şırnak iline bağlanmasıdır.

Ancak 1990 yılından sonra kırdan şehre göçün ya da, diğer bir ifadeyle, kırsal nüfusun şehirsel nüfusa oranla bu kadar hızlı azalması olağan göç ya da nüfus hareketleri ile izah edilemez. Bu durumun asıl nedeninin bu dönemlerde gerçekleştirilen köy boşaltmaları olduğu bilinmektedir. Ayrıca 1980 yılından sonra ülke genelinde artan işsizlik olgusundan kaynaklanan köyden şehre göç hareketlerinin Hakkâri’ye de yansıması, 1985 yılından itibaren bölgede artan ve 1990’lı yıllarda yoğunlaşan terör olaylarının neden olduğu göçleri saymak mümkündür. Sonuç olarak Hakkâri ilinde kır nüfusu sürekli azalırken şehir nüfusu da artmış; 1927 yılında %7,5 olan şehirsel nüfus oranı 2014’te %54,6’ya çıkmıştır. (Tablo 11).

              Göçler

İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan göç, genel olarak insanların devamlı veya geçici olarak oturdukları yeri değiştirmelerini ifade eder. Diğer bir ifadeyle insan topluluklarının bireysel olarak ya da gruplar halinde kalıcı ya da  uzun süreli olarak ya adıkları yeri terk ederek ba ka yerleşim alanlarında yaşaması şeklindeki nüfus hareketleri, göç olarak tanımlanmaktadır. Göçlerin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Neo- litikte, kıyı ve ovalardan dağlara, oradan da tekrar kıyı ve ovalara doğru süregelen ve kaynakların kullanımından doğan ritmik göçler, sonraki dö- nemlerde insanların kalıcı yerleşmeler kurmala- rından sonra da değişik şekillerde olmak üzere devam etmiş ve esas olarak yeryüzünün kay- naklarından daha çok yararlanmaya dayalı bir faaliyet olarak günümüze kadar devam etmiştir. Göçler, bireylerin ya da toplulukların kendi istekleri ile  olabildiği gibi, baskı veya zorlama ile de gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle, göçler, ortaya çıkma biçimine göre farklı kategorilerde değerlendirilebilir. Genellikle ülke içerisindeki göçler iç göçler olarak   değerlendirilirken, ülke dışı ile ilgili olarak meydana gelen nüfus hareketleri de dış göçler kapsamında ele alınmaktadır. Türkiye içerisinde meydana gelen göçler de kır-şehir ilişkisi halinde gerçekleşmiştir. Bu ilişkiler, kırsal alanların itici ve şehirsel alanların çekici özellikleri ile izah edilebilir. İtici faktörlerin başında, nüfus baskısı, veraset yoluyla iyice küçülmüş ve verimi azalmış tarımsal toprakların varlığı, gizli işsizlik, zirai mekanizasyonun  gelişmemiş olması, mevsim dışı ekonomik faaliyetlerin mevcut olmayışı, eğitim olanaklarının yetersizliği gibi kırsal alanların ekonomik sınırlılıkları gibi nedenler ile doğal afetler, iklim şartları, kan davaları ve terör olayları gelmektedir.

Şekil 2: Hakkari İli ve İlçelerinin Sayım Yıllarına Göre Şehir ve Kır Nüfusları

Çekici faktörlerin başında ise; şehirdeki iş imkânların çoğalması başta olmak üzere, köy-şehir arasındaki gelir farklılıkları, daha iyi ve ileri eğitim olanakları, şehrin cazibesi, daha iyi bir yaşam standardı ümidi ve ulaşım imkânları da şehri cazip hale getiren unsurlardır. Kır ve şehir arasındaki bu ilişkide en önemli belirleyici faktör, mesafe unsurudur. Çünkü itici ve çekici faktörler arasındaki ilişkide, mesafe uzadıkça göçe katılan nüfus miktarı da düşmektedir. Bu durum, uzun mesafelere yönelik göçlerin daha çok sıçramalı bir şekilde meydana gelmesine neden olmaktadır.

İnsanların devamlı veya geçici olarak oturdukları yeri değiştirme olayı olarak ifade edilen göç olgusu, Hakkâri yöresinde öteden beri var olan bir olgudur. Yüzyıllar boyunca çeşitli milletlerin yaşadığı, konaklayıp göç ettiği Hakkâri’de göç olgusu, gerek Cumhuriyet öncesi ve gerekse Cumhuriyet döneminde hep var olmuştur. Zira yörede gerçekleşen ilk göç hareketlerinden biri yukarıda da ifade edildiği üzere 19. yy.’in son çeyreğinde gerçekleşen Nesturi göçüdür. Osmanlı döneminde Hakkâri’yi merkez edinen Nsturilerin bir kısmı yüzyılın son çeyreğinde İran’a göç etmiştir. İkinci büyük göç olayı ise Birinci Dünya Savaşı yıllarında meydana gelmiştir. Söz konusu yıllarda ise yaklaşık 40.000 Nesturi Hakkâri’den ayrılarak önce İran’a, orandan da Irak’a göç etmiştir.

Harita 3: Hakkari İli 2007-2014 Nüfus Oranları

Hakkâri’nin demografik yapısında büyük ve kalıcı etkiler bırakan göç hareketlerinin yanında, mevsimlik karakterde de göç hareketleri yaşanmıştır ve bugün de kısmen yaşanmaktadır. Zira Birinci Dünya savaşından önce Mezopotamya’nın kuzey bölümünde yaşayan aşiretler sürüleri ile birlikte yaz mevsiminde bu dağlık bölgenin serin yaylalarına gelirlerdi. Bu mevsimlik hareket yörenin yaylalarında büyük bir canlılık ve hareketliliğin yaşanmasına neden olurdu. Ancak Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan sınır değişmeleri ve Hakkâri’nin bir sınır vilayeti ya- pılmasından sonra, bu göçebe aşiretlerin hareket sahaları daralmıştır.


Tablo 12: Hakkâri ilinde doğanların il nüfusu içindeki oranı (1945-2010) Kaynak: TUİK. Verileri

Cumhuriyet döneminde şehir, sahip olduğu elverişsiz topografyasından dolayı ülkenin diğer kesimlerinden uzun yıllar boyunca adeta kapalı kalmıştır. 1940’lı yıllara kadar başka bir ille ulaşım bağlantısı bile olmayan Hakkâri, 1945 yılında Hakkâri-Van karayolunun ulaşıma açılmasından yıllar sonra bile göç hareketleri bakımından son derece durağan bir yapı gös- termiştir. 1980’li yıllara kadar Hakkâri ilinde sosyo-ekonomik koşulların son derece elverişsiz olmasına rağmen, ilde toplumsal bağların çok güçlü olması, dışa kapalılığın yarattığı alışkanlıklar ve geleneklerin çözülmeyişinin yanında fiziki şartlarının da olumsuz olması ilin nüfus hareketliliği bakımından durağan yapılı olması- na yol açmıştır.

Hakkâri ili özellikle ekonomik anlamda geniş bir sektörel çeşitliliğe sahip değildir. Dola- yısıyla sanayi, ticaret ve bazı hizmet sektörlerinin yeterince gelişmemiş olması, ilin, istihdam yaratmasını önemli ölçüde engellemektedir. Ayrıca bunlara ek olarak, coğrafyasının getirdiği sınırlılıklarda eklenince, Hakkâri dışarıdan anlamlı bir göç alamamaktadır. Zira ilin yerel nüfusuna bakıldığında yabancıların sayısının yıllar itibarı ile artmasına karşılık anlamlı olmadığı tablodan anlaşılmaktadır. 1945 yılında Hakkâri’de yaşayan Hakkâri doğumlu olmayanların oranı %6’yı bulurken bu oran 2000’de %14 ve 2010’da %12’dir. Bu oranın büyük bir kısmı komşu illerden gelen nüfusla ilgili olurken ( bu göçlerin temel nedeni zorunlu göçtür, özellikle Uludere ve Beytüşşebap’tan gelenler), önemli bir kısmını ise ilde hizmet veren asker ve memur nüfusla ilişkilidir. 2010 yılı verilerine bakıldığında Van doğumlu olanların (2651 kişi) sayısı toplamda %1,1’i temsil ederken, Şırnak doğumlu olanla- rın (2544 kişi) oranı ise %1’dir. Bu bağlamda de- nebilir ki, Hakkâri ilinin gerek aldığı ve gerekse verdiği göçlerin büyük bir kısmında, ona komşu illerin payı büyüktür ve bu hareket günümüzde de devam etmektedir.

1980 sonrası Hakkâri doğumluların oransal azalışında iki temel neden etkili olmuştur denebilir. Bunlardan ilki, bu tarihten itibaren ilde artan nüfusa bağlı olarak ortaya çıkan işsizlik sorunudur. Diğeri ise yine bu tarihten itibaren görülen siyasal huzursuzluklar ve onun tetiklediği göç hareketidir. Zira 1980 yılından sonra artarak devam eden bu huzursuzluklar beraberinde 1990’lı yıllarda başlayan diğer bir uygulamayı getirmiştir ki, bu uygulama ”zorunlu göç” olarak adlandırılan ve bugün hala bir sorun olarak varlığını sürdüren bir olgudur. Bu süreçle tüm bölgede olduğu gibi Hakkâri ilinde de birçok köy yerleşmesi boşaltılmış ve köylerinden ayrılmak zorunda kalan nüfus il merkezi, ilçe merkezleri ve il dışına göç etmek zorunda bırakılmıştır.

Hiç şüphe yok ki Hakkâri’nin sosyo-ekonomik bakımdan sürekli olarak gerilemesinde, bölgede 1990 sonrası tırmanışa geçen şiddet ortamının etkisiyle yoğunlaşan zorunlu göçler temel etken olmuştur. Diğer bölge illerinde ol- duğu gibi, Hakkâri’de de 1990 yılında başlayıp 1995’ten sonra hızlanan kırsal alanların boşalması süreci, çoğunlukla güvenlik sorunları nede niyle ve zorunlu olarak gerçekleşmiştir. Bölgede  normal olmayan yaşama koşulları, bir yandankırsal alanlarda yaşayan insanların tarımsal faaliyetlerini (yayla yasağı gibi) çeşitli nedenlerle önemli ölçüde kısıtlamış; öte yandan, sürekli olarak can güvenliği kaygısı içerisinde bir yaşamın ağır psikolojik baskısı nedeniyle insanların göç etmesine neden olmuştur.

Tablo 13: 1992-1997 yılları arasında Hakkâri ilinde boşaltı- lan yerleşmeler / Kaynak: TUİK Verileri


Şekil 4: Hakkâri ilinin aldığı ve verdiği göç, (2013-2014)

Ayrıca bölgede var olan OHAL uygulamaları da bu süreci desteklemiştir. OHAL Bölge Valiliği’nin açıklamalarına göre, 1997 yılı kasım ayına kadar 11 ilde 820 köy ve 2345 mezra boşaltılmıştır Boşaltılan köylere Çukurca ilçesi önemli bir örnektir. Bu ilçenin 1990 yılında mevcut 16 köy ve mezrasında toplam 14271 kişi yaşamakta iken, 2000 yılında bu sayı 3609’a düşmüştür. Üstelik mevcut köylerden sadece Gündeş, Çığlı ve Ak- kaya köylerinde nüfus bulunmakta, diğer köyler ise tamamen insansız durumdadır. Boşaltılma sürecinden diğer ilçeler de etkilenmiştir. Örneğin, Hakkâri merkez ilçeye bağlı köylerin nüfusu 1990 yılında 23.374 iken, 2000 yılında 19.387 kişiye düşmüş¬tür. Merkez ilçenin de 34 köyün- den 8’nin köy yasal statüsü devam ettiği halde hiç nüfusu bulunmamaktadır. Bütün bu süreç, ilin kendisinin de 1990-2000 döneminde il dışı- na (özellikle Van ili) büyük miktarda göç verme- sine rağmen, Hakkâri şehir merkezi nüfusunun 10 yıl içerisinde %91,2 artarak 30.407 kişiden 58.145 kişiye ulaşmasına neden olmuştur. Önce- ki sayım dönemlerinde yıllık nüfus artış hızının %4-5 arasında değişmesine rağmen 1990-2000 döneminde yıllık %9,1’e yükselmesi sözü edilen durum ile ilgilidir. Şüphesiz bu göçler, göç edilen şehirlerde önemli mekânsal değişimlere, sosyal ve kültürel sorunlara neden olduğu gibi, göç eden  nüfus üzerinde de sosol-ekonomik değişimlere neden olmuştur.

Yukarıda da ifade edildiği üzere Hakkâri özellikle yeryüzü şekilleri başta olmak üzere ger- çekleşen ilk göç hareketlerinin aksine 1990’lar- dan sonra gerçekleşen göç hareketlerinin olum- suz etkilerine maruz kalmıştır. Zira bu durum ilin son yıllarında da kendini göstermektedir. 2008-2014 döneminde gerçekleşen göç hareketi incelendiğinde bu açığın küçülmesine karşın de- vam ettiği görülecektir (Tablo 14). 10.897 kişinin göç hareketine katıldığı Hakkâri ilinde net göçün 3.710 kişi ile toplam nüfusun %1,34’üne tekabül ettiği ve göç hareketine katılan kişilerin oransal büyüklüğünün birçok ilde toplam nüfus artışın- dan bile daha yüksek bir rakamı ifade ettiği gö- rülmektedir.

İldeki bir diğer göç şeklide, asırlardır de- vam eden yaylacılık hareketinin getirdiği göç hareketidir. İlde genellikle hayvancılıkla uğraşan nüfusun bir kısmı yaylalara çıkar ve bu hareket düzenli olarak devam eder. Her ne kadar belli dö- nemlerde güvenlik nedeniyle kesintiye uğramış- sa da son birkaç yıldır yaylacılık faaliyetlerinde tekrar bir hareketlilik söz konusudur. Yüzyıllar- dan beri devam eden bu gelenek, nüfusun belli bir bölümünün Mayıs ayından itibaren sürüle- riyle beraber Kürtçe “zozan” ya da “zoma “denilen yüksek ve serin yaylalara çıkarak kış mevsi¬mi için gıda (yoğurt, tereyağı, peynir vb.) elde etmek amacıyla yapılır.

      Doğumlar ve Ölümler

Hakkâri ilinde doğumlar ve ölümlere ilişkin ortaya çıkan tablo Doğu Anadolu Bölgesinde yaşanan süreçle benzerlik göstermektedir. Zira Bölgede doğum ve ölüm istatistiklerine bakıldığında yaşanan sürecin hem doğum oranlarında hem de ölüm oranlarında düşme eğiliminde olduğu şeklindedir. Aynı durum Hakkâri’de de yaşanmakla beraber süreç biraz daha gecikmeli seyretmektedir. Ayrıca süreç her ne kadar benzer yönler ihtiva etse de Hakkâri’de doğurganlık hızı hep yüksek olmuştur. Bilindiği üzere doğum ve ölüm oranlarındaki azalma birçok alanda kalkınmışlıkla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda birçok  kalkınma parametresinde gerilerde olan Hakkâ- ri’de nüfus artış hızına (1927-2014) bakıldığında, 1940-1945 dönemi hariç, tüm sayım dönem- lerinde doğurganlık hızı Türkiye ortalamasının üzerinde olmuştur.

Tablo 15: Hakkâri’de doğurganlık hızı ve bebek ölüm hızı (1970-2014) Kaynak: TUİK Verileri

1940-45 dönemi bir tarafa bırakılırsa ki bu bütün Türkiye için söz konusudur, sonraki dö- nemlerde ilde doğumların hızlı bir şekilde arttığı görülmektedir. 1970 yılında Türkiye’deki kaba doğum hızı %0,42 dolayında iken Hakkâri’de bu oran %0,64’tür. Aynı şekilde, Hakkâri’de do- ğurgan çağdaki kadın başına düşen çocuk sayısı 1960 yılına kadar sürekli artarken, bu tarihten sonra ise azalmaya başlamıştır. Örneğin 1985’te doğurgan çağdaki her 100 kadına 1108 çocuk düşerken, 2000 yılında her 100 kadına 810 ço- cuk düşmektedir. İldeki doğurganlık oranı şehir ve köylere göre farklılık gösterir. İl merkezinde “15-49” yaş grubundaki her bir kadın ortalama 5.16 çocuk doğururken, ilçe merkezlerinde aynı yaş grubundaki bir kadın 6.18 çocuk, köylerde  ise 8.14 çocuk doğurmaktadır. İl genelinde ise “15-49” yaş grubundaki bir kadın için bu değer 6.69 çocuktur. Ancak ildeki doğum oranları geç- mişle kıyaslandığında sürekli bir azalmanın ol- duğunu söylemek mümkündür. Şüphesiz bunda etkili olan temel faktörler, son yıllarda halkın aile planlaması ve doğum konularında bilinçlen- mesi, köyden şehirlere göç ve buna bağlı olarak şehir yaşamının getirdiği sınırlandırıcı etkiler, davranış özelliklerindeki farklılaşma ve algısal farklılıklardır. Ayrıca, ilde kısmen de olsa sağlık, eğitim ve ulaşım olanaklarındaki iyileşmeleri de saymak mümkündür.