T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HAKKARİ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Hakkari Uleması

HAKKARİ ULEMASI

      Şeyhu’l-İslam Ali b. Ahmed b. Yusuf el- Hekari (409-486):

Mutasavvıf ve Muhaddis Amediye’nin güneyine düşen Derış köyünde, kendi medresesinde uzun süre talebe yetiştirdi. Hakkâri bölgesinde ilk Rabıta merkezini açtı. Onun döneminde talebelerinden bazıları Hakkâri’nin çeşitli bölgelerine dağılarak tedrisatta bulundular. Ali Dızeyi, Ebu’l-Kasım b. Davud (Marufan köyünde medfun) bazı öğrencileridir. Mezarı Derış köyündedir. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski,İqdu’l-Ceman s.99-102)

     Ziyauddin İsa b. Muhammed b. İsa el-Hekari (?- 585):

Fakih olup, Selahaddin-i Eyyubi’nin imamı ve baş danışmanı idi. Selahaddin-i Eyyubi’nin sultan olmasında büyük etkisi oldu. Önemli bir fıkıh âlimidir. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski İqdu’l- Ceman, s.174-175)

    Seyyidet bn. Musa b. Osman b. İsa b. Dırbas el- Marani el-Hekari (?-695):

Hadis ilmi ile meşgul oldu. (Hamdi Sele- fi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.275- 276)

    Abdulmelik b. İsa b. Dırbas el-Hekari (516-605):

Musul’da doğdu. Selahaddin-i Eyyubi tarafından Mısır’a kadı olarak atandı. Dırbas ailesi birçok âlim yetiştirmiş önemli bir ailedir. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.298)

     Osman b. İsa b. Dırbas el- Marani el-Hekari (532-622):

Abdulmelik b. İsa b. Dırbas’ın kardeşidir. Devrinin en önemli Fıkıh âlimlerindendi. Emir Cemaleddin Hıştırin el-Hekari’nin Kahire’de kurduğu medresede ölünceye kadar ders verdi. Maranîler Hakkari aşiretlerinden olan Hezbanîlerin bir koludur. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.307-308)

     İsa b. Muhammed b. Ebi’l-Ka- sım b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim b. Kamil el-Hekari (593-669):

Kudüs’te doğdu. Döneminin cesur komutanlarındandır. Hadis ilmiyle de meşgul oldu. Sultan Baybars’ın ordu komutanlığını yaptı. Dımeşk’te vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l- Ceman s.334)

      Muhammed b. Abdulmelik b. İsa b. Dırbas el-Marani el-Hekari (576-695):

Devrinin önemli fakihlerindendir. (Ham- di Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.355)

      Muhammed b. Ali b. Muhammed el-Marani el-Hekari (?-629):

Önemli Şafii âlimlerindendir. Erbil’de kadılık yaptı. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l- Ceman s.358)

     Muhammed b. Fadlun b. Ebi bekr b. Hüseyn b. Muhammed el-Adewi el-Hekari (?-?):

Akre’de (Şimdiki Duhok’un ilçesi) doğdu. Fıkıh ve kelam ile meşgul oldu. Yakut el-Hamevi kendisinden bahsetmiştir. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.362)

    Yakup b. Muhammed b. Hasan b. İsa b. Dır- bas el-Hezbani el-Hekari (563-645):

Amêdiye’de doğdu. Döneminin değerli âlimlerinden biridir. Kahire’de vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.388)

    Yusuf b. Muhammed b. Yusuf el-Esri el- Hekari (12. yy):

Müfessir İzzeddin Raseni’nin yanın- da yetişti. 669 yılında yazdığı bazı risaleler mevcuttur. Derış’teki medresede dersler verdi. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İq- du’l-Ceman s.390)

1.22.İbrahim b. Davud b. Nasır el-Hekari, (640-712):

Haleb, Hama ve Dımeşk’te kıraat ve hadis üzerine ilim tahsil etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.394)

       Fatıma bn. İbrahim b. Davud b. Nasır el- Hekari (683-758):

Ünlü bir hadis âlimidir. İbni Hacer kendisinden hadis dersleri aldı. (Mehmet Çağlayan Şark Uleması s.308)

     İbrahim b. Ali b. İbrahim b. Hışnam el- Hemidi el-Hekari (629-705):

Hanefi âlimlerindendir. Humus’ta kadılık yaptı. Daha sonra Ahlat’a yerleşti. Orada vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.394)

     Ahmed b. Ahmed b. Ahmed b. Hüseyn b. Musa b. Musık el-Hekari,(?-763):

Devrinin önemli muhaddislerindendir. İbni Hacer kendisinden övgüyle bahsetmiştir. Cüveyriye’nin babasıdır. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.401)

    Ahmed b. Ahmed b. Hüseyn b. Musa b. Musık el-Hekari (674-750):

Hadis ilmi ile meşgul oldu. Kendi ailesinden önemli âlimler yetişmiştir. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.402)

     Ahmed b. Ebibekr b. Abdussamed el-Hekari (?-735):

Hadis ilmi ile meşgul oldu. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.402)

    Ahmed b. Abdurrahman b. İb rahim b. Ali el-Hekari, (646-736):

Kur’an kıratı ile ilgilendi. İbni Hacer ondan övgüyle bahseder. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.409)

    Ahmed b. Ali b. Hasan b. Davud el- Hekari (649-743):

Hama ve Dımeşk’te yaşadı. Dindarlığı ile meşhurdur. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.411)

     Ahmed b. Muhammed b. Ebi zuhr el-Hekari (680-860):

Dımeşk’te yaşadı ve orada vefat etti. Muhaddistir. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l- Ceman s.414)

    Esma bn. Ahmed b. Ahmed b. Huseyn b. Musa el-Hekari (715-?)

Ünlü bir hadis bilginidir. Kahire’de vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İq- du’l- Ceman s.421)

    Cuveyriye bn. Ahmed b. Ahmed b. Huseyn b. Musa el-Hekari (704-783):

Döneminin meşhur âlimlerinden ders aldı. İbni Hacer’e ve çağdaşı birçok âlime hadis dersleri verdi. Kahire’de vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.430)

   Abdulaziz b. Ahmed b. Osman el- Hekari (?-727):

Büyük bir alim ve fazıl bir kimsedir. Birçok eseri ve şiirleri vardır. Kahire’de vefat etti. (Mehmet Çağla- yan Şark Uleması s.42)

    Osman b. Abdulkerim b. İsa b. Dırbas el-Hekari (?-?):

Mısır’da yaşadı. Bir divanı vardır. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.436)

    Osman b. Muhammed b. Ab- dulmelik b. İsa b. Dırbas el-Marani el-Hekari (648-725):

Şair ve ediptir. Çok güzel şiirleri vardır. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.448)

    Fatıme bn. İbrahim b. Davud b. Nasır el-Hekari (693-758):

Hadis ilmi ile meşgul oldu. Hafız el-İraki kendisinden hadis dersi aldı. Dımeşk’te vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l- ü Ceman s.455)

     Muhammed b. İbrahim b. Da vud b. Nasır el-Hekari (685-756):

Hekimâne şiirleri vardır. Sanatçı bir ruha sahiptir. Dımeşk’te vefat etti. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.455)

     Muhammed b. Abdullah b. Abdullah b. Ahmed el-Hekari (730-786):

Hadis ilmi için Kudüs ve Dımeş’te bulundu. Humus kadılığı yaptı. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.465-466)

     Ahmed b. Ahmed b. Ali b. Ebibekr b. Eyyub b. Abdurrahim b. Muham- med b. Abdulmelik b. Dırbas el-Hekari (?- 817)

Kahire’de yaşadı. Hanbeli âlimlerindendir. Hadis ilmi ile ilgilendi. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski, İqdu’l-Ceman s.490-491)

     Ahmed b. Ebibekr b. Ahmed el-Hekari (?-818):

Mekke-i Mükerreme’ye yerleşti. İlim ve takva ile meşgul oldu. Musalla mezarlığına defnedildi. (Mehmet Çağlayan Şark Uleması s.80)

     Resul b. Ebibekr b. Hüseyn b. Abdullah el-Hekari (803-853):

Memleketinde eğitimini aldıktan sonra Haleb, Rumeli ve Kahire’ye gitti ve oraya yerleş- ti. Kamiliye Camii’nde imamlık yaptı. Orada vefat etti. (Mehmet Çağlayan Şark Uleması s.262)

      Molla Mahmud Hekari (?-? 11. hyy):

Şairdir. Adab ve münazara üzerine bir manzumesi vardır. (Hamdi Selefi ve Tahsin İbrahim Doski,İqdu’l-Ceman s.875)

      Ümmü Muhammed bn. Yusuf el-Hekari (?-? 8. hyy):

Ünlü bir hadis bilginidir. (Mehmet Çağlayan Şark Uleması s.314)

      Ebu Muhammed Abdullah b. Muhammedel-Cuzi (12-13. yy):

(Derviş Hasan Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.315)

      Ebu Hafs Meciduddin Ömer b. Ahmed el- Ansefi en- Nehvi (?-613):

Êsıbnê’de (Şêxan) doğdu. Devrinin tanınmış ediplerindendir. Fıkıh alanında da oldukça bilgindi. Musul’da vefat etti. (Derviş Hasan Yu- suf Hırori, Bilad el-Hekari s.316)

      Kerimuddin Ebu’l-Hasan Ali b. Abdisselam el-Hesnewi (?-626)

Aslen Zaho’ludur. Fıkıh alanında bilgindi. Ama daha çok şairliğiyle tanındı. (Derviş Ha- san Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.316)

      Davud b. Muhammed b. Ahmed el-Hekari (?-700):

Ce’ber Kalesi’nde idarecilik yaptı. Şam ve Kudüs’te hadis dersleri verdi. (Derviş Hasan Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.326)

     Bedreddin Muhammed b. Kasım b.Muhammed b. Muhammed el-Hekari (?-615):

Kudüs’te Şafiiler için bir medrese kurdu. Haçlılar tarafından şehit edildi. (Derviş Hasan Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.326)

      Mucahiduddin Osman b. Şuauddin Ebu’l- asan b. Musa el-Hekari (?- 62)

Çok güzel Kur’an okuması ile tanınır. Kıraat ilminde ileri düzeyde bilgiye sahiptir. (Derviş Hasan Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.327)

     Ebu’l Abbas Ahmed b. Yusuf b. Ali el-Hekari, (?-631):

Hadis ile uğraştı. Gazze’de vefat etti. (Derviş Hasan Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.327)

     Ahmed b. İsmail el-Hekari, (12.- 13. yy):

Şam’ın Mecnuniyye medresesinde ders verdi. (Derviş Hasan Yusuf Hırori, Bilad el-Hekari s.328)

    Şeyh Ebu’l-Hasan Kureyşi Hekkari:

Asıl adı, Ali b. Mahmud b. Cafer el-Hakkari olup Ebul Ferec Tartuşi hazretlerinin hu- lefasından ve seccadenişinlerindendir. Zaman-ı meşayi büyüklerinden ve sahibi keramet idi. Pazartesi ve perşembeleri oruç tutup geceleri kaim olarak ibadetle meşgul idi. Üç günde bir yemek yediği, yatsı namazı ile teheccüd namazı arası iki defa Kur’an’ı hatmettiği Hazinetu’l- Esfiya müellifince rivayet edilir. Onun doğumuna dair bir kayda rastlanmamış ancak 486 hicri senesinde vefat ettiği kaydedilmiştir. (Meşayihi Kadirîyye, Hocazade Ahmet Hilmi, Hediyyetu’l-Evliya, 1318 h.)

    Ahmed Efendi (1850-?):

Nasır Efendi’nin oğlu olup, 1850’de Şemdina kazasının Nehri köyünde doğdu. Irak taraflarındaki medreselerde okuya- rak Erbil kazasında Hacı Ömer Efendi’den icazet aldı. 1908 yılında Şemdinan kazası müderrisliğine tayin oldu. Bu tarihe kadar fahri olarak müderrislik yaptı ve hiçbir devlet hizmetinde bulunmadı. (Sadık AL- BAYRAK, Son Devir Osmanlı Uleması c. 1, s. 110)

    Ahmet Nedim Efendi (1866-?):

Veysel Karanizade İsmail Efendi’nin oğlu olup, 1866’da Çölemerik’in Kıran Mahallesi’nde doğdu. Çölemerik’de Meydan Medresesi Müderrisi Müftü Hacı Yasin Efendi’den icazet aldı. 1909 senesinde imtihanla Çöle- merik kazası müderrisliğine tayin oldu. (Sadık ALBAYRAK, Son Devir Osmanlı Uleması c. 1, s. 194)

     Hacı Molla Yasin Efendi (1856-1917):

Hanizade Hacı Salih Ağa’nın oğlu olup Mayıs 1856 yılında Çölemerik’in Dağgöl Mahallesi’nde doğdu. Çölemerik’in Bajêr ve Meydan Medreselerinde ve Bitlis’te Şeyh Emin Efendi Medresesinde dini ve Arabi ilimleri tahsille icazet aldı. 1884’de yıllık 870 kuruş maaşla Çölemerik’teki Meydan Medresesinde müderrisliğe başladı ve bu arada dört talebeye icazet verdi. 1897’de fahriyen Çölemerik müftülüğüne tayin edildi. Müftülüğü sırasında 1917’de vefat etti. (Sadık ALBAYRAK, Son Devir Osmanlı Uleması c. 4-5, s. 506)

     Mehmet Emin Efendi (1875-?):

Şeyh Yasin Efendi’nin oğlu olup Mayıs 1875’de Çölemerik’in Goyan mıntıkasının Hilal köyünde doğdu. 1882’de mektebe girdi ve beş yıl Tecvit okuyup Kur’an’ı ikmal etti. Eylül 1888’de Musul’da bulunan Hüsniye Medresesi’ne kaydoldu. Ağustos 1896’da buradan ayrı- lıp Harput’a geldi. Harput Merkez Medresesi’nde Ebi el- Kemal Hacı Abdulhamid Hamdi Efendi’nin ders halkasına dâhil oldu. Tefsir ve Felekiyyat’ı bitirdikten sonra Nisan 1897’de icazet aldı. Ders okutmakla meşgul iken Haziran 1912’de Van merkezinde kurulan komisyonun huzurunda imtihan olup Hoşap kazası umum müderrisliğini kazandı. Meşihat’ça inhası uygun görülerek Temmuz 1912’de vazifeye başladı. (Sadık ALBAYRAK, Son Devir Osmanlı Ule- ması c. 3, s. 163-164)

       Taha Efendi (1836-?):

Meydan Medresesi Müderrisi Molla Abdülkadir Efendizade Molla Abdurrahman Efendi’nin oğlu olup 1836 yılında Çölemerik’in Dağgöl Mahalles’inde doğdu. Sıbyan mektebinden sonra 1863 yılına kadar dini ve Arabi ilimleri okudu. 1879’da Çölemerik niyabet vekâleti- ne, 1888’de Beytüşşebap A’nam başkâtipliği- ne, 1890’da Elbak kazası niyabet vekâletine, 1891’de Gever Kazası niyabet vekâletine ve aynı yıl içerisinde Hakkari Sancağı niyabet ve- kaletine tayin edildi. 1892’de Amêdiye kazasına A’nam Baş memurluğuna tayin edildi. 1900’de Hakkari sancağı müftüsü olarak çalıştı. (Sadık ALBAYRAK, Son Devir Osmanlı Uleması c. 4-5, s. 480)

     Seyyid Abdullah:

Seyyid Abdullah Şemdinlili olarak da bilinen Seyyid Abdullah, Seyyid Taha-i Hakkâri’nin amcasıdır. Büyük müceddit Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinin yakın arkadaşı ve talebesidir. Zamanın usulüne göre ilk tahsilini gördükten sonra Irak’ın Süleymaniye şehrine giderek oradaki medreselerde akli ve nakli

İlimleri tahsil ederek büyük bir alim oldu. Üstün bir hayâ, edep ve takva sahibi olan Seyyid Abdullah ilim ve irşadıyla yöre aşiretleri üzerinde çok tesiri oldu. Kabile aşiretlerine, anlayabilecekleri bir dilde güzel nasihatler verdi ve onların hak yoluna kavuşmalarına vesile oldu. Seyyid Abdullah’ın doğum tarihi bilinme- mektedir. 1913 tarihinde Şemdinli’nin Bağlar (Nehri) köyünde vefat etti. Bağlar köyünde bulunan Seyid Taha mezarının girişinde defnedildi. Üzerine sonradan türbe yapıldı. Türbesi her yıl yurt içinden ve yurt dışından gelen yüzlerce seveni tarafından ziyaret edilmektedir. (Hakkari İl Yıllığı 2003)

     Seyyid Salih:

Osmanlılar zamanında Anadolu’da yaşayan en büyük evliyalardan biridir. İsmi Muhammed Salih, babası Molla Ahmet’tir. Büyük veli Şeyh Abdulkadir Geylani’nin on birinci kuşaktan torunu ve Seyyid Taha-i Hakkâri’nin kardeşidir. Seyyid Salih çok zeki olduğundan küçük yaşta Kur-an ı Kerim-i okumayı öğrendi ve tefsir gibi zahiri ilimlerin yanı sıra zamanın fen ve edebiyat bilgilerini de öğrenerek büyük bir âlim oldu. Seyyid Salih muhabbet, edep ve takvada üstün, tasavvuf ilminde marifet sahibi büyük bir zattır. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1865 tarihinde Şemdinli’nin Bağlar (Nehri) köyünde vefat etti ve orada defnedildi. (Hakkari İl Yıllığı 2003)

     Seyyid Taha-i Hakkari:

Şeyh Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinin on birinci kuşaktan torunu olan Seyyid Taha, 18. asırda Anadolu’da yaşamış en büyük ilim ve tasavvuf âlimlerindendir. Bağdat, Süleymaniye, Kerkük ve Erbil gibi zamanın ilim ve kültür merkezlerinde şöhretli âlimlerden tefsir, hadis, fıkıh gibi zahiri ilimlerle birlikte zamanın fen ve edebiyat ilimlerini de öğrendi. Seyyid Ta- ha-i Hakkari 13. hicri asrın müceddidi olarak da kabul edilen Mevlana Halid-i Bağdadi’nin yanında 80 gün özel bir eğitim geçirdikten sonra kırk iki yıl ilim talebelerine ve hak âşıklarına dersler verdi, insanları irşad etti. O tarihlerde Bağlar (Nehri) 16000 civarında nüfus barındırıyordu. Cami, medrese, han, hamam, çarşı, dükkân, değirmen vb yerleşim üniteleriyle Nehri Şemdinli merkezi durumundaydı. Seyyid Taha-i Hakkari ilim ve irfan hizmetleri Mısır çöllerinden Kafkas dağlarına kadar her tarafa yayıldı. Yöre aşiretlerinin Osmanlılara sadakatle bağlı kal- masında çok büyük tesir bıraktı. Zamanın İran hükümdarı Mehmet Şah gördüğü bir rüya vesilesiyle “Ehli Sünnet” mezhebi ka- bul etti. Şöhretli İran sınırları taşan Seyyid Taha’dan bir hoca istedi. Bunun üzerine Seyyid Taha Hazretleri müritlerinden Molla Abdurrahim’i Şah’a gönderdi. Şah bu alakadan ve Abdurrahim’in hak mezhebi taliminden ziyadesiyle memnun oldu. Bunun üzerine Türk hududuna bitişik Mergever ve Tergever isimli iki zengin nahiyeyi ilim talebeleri için Seyyid Taha’ya bağışladı. 1853 yılında Osmanlılarla Ruslar arasında çıkan Kırım Savaşı’nda Dağıstanlı mücahit Şeyh Şamil ile birlikte hareket ederek düşmana karşı cihat ilan ettiler. Seyyid Taha’nın vefatı üzerine kardeşi Seyyid Salih, Rus ordularına karşı Hakkârilileri harekete geçirdi. Seyyid Taha-i Hakkâri 1853 yılında Bağlar (Nehri) köyünde vefat etti ve aynı yerde defnedildi. (Hakkari İl Yıllığı 2003)

      Seyyid Haci:

1840 tarihinde Hakkari Merkez Üzümcü köyünde dünyaya geldi. Şeyh Abdulkadir Geylani’nin torunlarındandır. Birinci Cihan Savaşı’nda Hakkari’yi istila eden Rus ve Nasturi kuvvetlerine karşı yöre aşiretlerini harekete geçirerek cihat ilan etti. Türk kuvvetleri yanında üstün yararlılıklar gösterdi. Otuz yıl boyunca hiç ekmek ve yemek yemeden günde bir kaşık bal ve bir salkım üzüm yiyerek bedeni bir riyazet gösterdiği bilinmekte, halk arasında keşf ve keramet âlim ve veli olarak tanınmaktadır. 1926 yılında Üzümcü köyünde vefat etti. Mezarı her yıl yüzlerce insan tarafından ziyaret edilmektedir. (Hakkari İl Yıllığı 2003)

 Molla Halid Sadinî:

1889 yılında Hakkari’nin Sadînan köyünde dünyaya geldi. Hakkari medresesinde ve Irak’ın Bamernî medresesinde eğitim gördü. Kürtçe dışında Türkçe, Farsça ve Arapçayı bilirdi. Sadinan köyündeki camide imamlık yaptı. Fakih bir insandı. Zamanının fıkhî sorunlarını çözmede ona başvurulurdu. 1952 yılında köyünde vefat etti.

Molla Casim Seven:

1905 yılında Hakkari’de doğdu. Uzun süre Hakkari Meydan Medresesi’ndeki eğitimine devam ettikten sonra Irak’a gitti ve oradaki medreselerde eğitimini tamamladıktan sonra Hakkari’ye döndü. Dağgöl Mahallesi’ndeki Şeyh Camii’nde uzun yıllar imamlık ve müderrislik yaptı. Öğrenciler yetiştirdi. 1968’de Hakkari’de vefat etti.

      Osman Nuri Aydın:

Hicri 1291/1872 yılında Hakkari, Çu- kurca ilçesinde doğdu. Kuzey Irak’ta medrese eğitimi gördükten sonra Şemdinli ilçesi Nehri köyünde Seyit Mehmet Tahir’in yanında bir süre kaldı. Başkale’ye bağlı Nardız köyündeki bir âlimden de ders aldığı söylenmektedir. Daha sonra Bitlis iline bağlı Arvas köyünde ilim tah- siline devam etti. Bilahere İstanbul’da Darulfü- nun’da öğrenimini tamamlayarak icazet almış olup müderrislik (öğretmenlik) yapmaya başladı. Bu arada Suriye, Irak ve Türkiye’de görev yaptı. Uzun süre Irak’ta Süleymaniye medrese- sinde müderris olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra Çukurca’ya döndü. Derin din bilgisinin yanı sıra usta bir hattat idi. Aralık 1964’te vefat etti.

      Molla Abdullah Onay:

1902 yılının Temmuz ayında Hakkari’nin Dağgöl Mahallesi’nde dünyaya geldi. Hakkari eşrafından olan bir ailenin çocuğu idi. Hakkari medresesinde başladığı eğitimini Duhok, Bamerne ve Bırifkan’da tamamladı. Daha sonra Hakkari’ye dönerek fahri imamlık yaptı ve öğrenciler yetiştirdi. 1968 yılında Hakkari’de vefat etti.

      Molla Mehmet Onay:

1904 yılında Hakkari’nin Dağgöl Mahallesi’nde dünyaya geldi. Mele Muhammed Cevahir adıyla maruftur. Eğitimine Hakkari Biçer Mahallesi’ndeki Meydan Medresesinde başladı. Irak’ın Duhok ve civarında tamamladı. Daha sonra Hakkari’ye döndü. Uzun yıllar hem imamlık yaptı hem de öğrenciler okuttu. Tek parti döneminin bütün sıkıntılarına rağmen eğitim ve öğretim faaliyetlerini aksatmadı. 19 Nisan 1976 yılında Hakkari’de vefat etti.

     Şeyh Muhammed Selim Efendi:

1892 yılında Hakkari’nin Kavaklı köyünde doğdu. Babası Abdullah Efendi annesi Emine Hanım’dır. İlk tahsilini Hakkari’de müderris olan ve aynı zamanda kendisinin kayınpederi olan Şeyh Abdulaziz Hani’nin yanında yaptı. İlmi İsna Aşer almak maksadıyla Başkale ve Gevaş’taki medreselerde okumaya başladı. Birinci Dünya Savaşı patlak verince Van’da Ruslara ve Ermenilere karşı genç yaşına rağmen çete savaşı vermeye başladı. Fakat okumanın kendisine daha faydalı olacağına inanan hoca- larının tavsiyesi üzerine Musul’da Şeyh Baha- eddin Bamerni’nin yanına gitti. Musul, İngilizler tarafından işgal edilince hocasıyla beraber Bamerne’ye döndü. On üç yıllık bir tedrisattan sonra şahadetnamesini aldı. Hocasının tavsiyesi neticesinde Hakkari’ye dönerek tedrisatta bulunmaya başladı. Bu arada ‘Hudut Nesyıh’ heyeti içerisinde sınır tespitinde bulundu. 1946 ve 1950 yıllarında Hakkari milletvekilliği yaptı. Eylül 1955’te vefat etti. Türbesi Hakkari Asri mezarlığındadır.

MOLLA MEHMET ERTUŞ   ( MELA MEHEMED CULEMERGİ )


     H.Molla Mehmet Efendi 1894 yılında Hakkari Merzan Mahallesinde doğmuştur.

Babasının adı Abdullah Annesinin adı Asiye’dir.İlk tahsilini Hakkari’de tanınmış Müderrislerden Molla Yasin ve Şeyh Abdulaziz’in yanında yapmıştır. Bilahare müderrislerinin tavsiyesi üzerine Yüksek tahsil görmek üzere  ‘İlm-i İsna Aşer’ On iki İlim tahsili için Irak’a gitmesine gerek duyulmuştur.

                     Birinci Cihan Harbi’nin en ateşli zamanında ailesiyle birlikte Irak’a göç etmesiyle Dohuk’ta ağabeyi Molla Musa’nın yanında bir müddet tahsile devam etmiştir.Ağabeyi Musa Efendinin tavsiyesi üzerine Musul’a gitmiş ancak Birinci Cihan Savaşının Musul’da da tahribat yapması üzerine tekrar Dohuk vilayetine bağlı Bamerné köyünde tahsile devam eder.Bu arada Ağabeyi müderrisliğe yükselmiş ve Nakşibendi Şeyhi :Muhammed Bahaeddin Efendisinin Halifesi olmuştur.

                    Bundan iki ay sonra Dar-ı Bekaya irtihal etmiştir. Ağabeyinin vefatından sonra da ilmine bir süre devam eden Molla Mehmet Efendi Bamerné’den ayrılır .Dohuk’ta on beş yıllık tahsil hayatından sonra ‘On İki İlim Şehadetnamesi’ni Baş Müderris Molla Yahya Efendiden alarak ‘HOCA’ sıfatını almıştır.

                   Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Hakkari’ye dönen Molla Mehmet Efendi Hakkari Valisi’nin isteği üzerine Hakkari Merkez Dağgöl Mahallesindeki Şerefağa Camii’nde Müezzin olarak göreve başlamıştır . Arapça ve Farsça’yı çok iyi derecede bilip kullanabilen Molla Mehmet Efendi Görevli olduğu camii de talebe yetiştirmeye ve devamlı olarak ikindi namazından sonra cemaati dini sohbetler ile irşad etmeye gayret gösterirdi.Yaklaşık 6000 sayfa el yazması olmak üzere bir kısmıda matbaa basımı olan fıkıh,kelam,hadis,mantık,edebiyat,astronomi arapça,farsça ve Kürtçe olan Irak’ta kalan kitaplarını getirtebilmek için masraflar ederek kitaplarına kavuştuğunda yaşadığı mutluluğun tarif edilemez olduğu söylenirdi. Sessiz,sabırlı ancak kendisine danışıldığında ilme dayanarak doğru ve tatmin edici cevaplar verirdi.Büyük bir bölümü elyazması olan olarak bir kısmını ay ışığında o zamanın kısıtlı imkanları ile kendisinin yazdığı bir kütüphanesi ve kendisinin yapmış olduğu dünya küresi modeli bulunmaktadır.Astronomi bilgilerini yeryüzü hakkında,Güneş,Ay tutulmaları gök cisimleri hakkında bilgiler verir, Ay’da hayat olmadığını ancak Ay’a çıkılacağının çok önceden verirdi. Hatta bu bilgiler toplumdaki bazı taassup ehli insanların o dönemde buna çok tepki gösterdikleri söylenir.Günümüzde gözümüzle benzer zulümleri biz apaçık gördüğümüz halde biz hiçbir şekilde etkilenmez iken, 60’lı yıllarda Beyt-il Makdis İsrailliler tarafından bombalanırken bir sabah namazı vakti görmediği halde bu zulüm için gözyaşları dökmüş olduğu bilinmektir.

                   Akraba çevresinden Piruze Hanımla evlenen Molla Mehmet Efendinin biri kız yedisi erkek olmak üzere,sekiz çocuk sahibi olmuştur. Görevli olduğu camide ani rahatsızlıktan dolayı cemaatle yatsı namazını kıldıktan hemen sonra cemaatle vedalaşarak eve gelir.Şubat 1970 tarihinde Cuma günü 76 yaşında iken vefat etmiştir. Mezarı Asri Mezarlık olan Kale dibindeki mezarlıktadır. Gösterişi sevmediğinden mezarı  sade olarak bırakılmıştır.